MEHMET ALTUNTAŞ
KÖŞE YAZISI

ÇOCUĞUN YERİNE BAŞKA ŞEYLERİ KOYAN KÜLTÜREL KUŞATMA

MEHMET ALTUNTAŞ11 Mayıs 2026 03:07

Çocuk merkezli bir medeniyet mi, yalnızlaştırılmış bireyler toplumu mu?

Son yıllarda reklamlardan sosyal medya kampanyalarına kadar birçok alanda dikkat çeken bir kültürel yönlendirme var. Dünyanın bazı ülkelerinde aileyi, çocuğu ve nesil devamlılığını merkeze alan içerikler öne çıkarılırken; Türkiye’de çoğu zaman yalnızlaştırılmış birey kültürü, aşırı tüketim anlayışı ve insanın çocukla kurduğu doğal bağı geri plana iten temalar işleniyor. Tam da böyle bir dönemde Trabzonlu küçük Gökçe’nin annesiyle birlikte yansıyan samimi görüntüsü milyonların gönlüne dokundu. Çünkü insanlar yapay değil sahici olanı, ideolojik sloganları değil aile sıcaklığını özlüyor.

Reklamlar Sadece Reklam Değildir

Modern dünyada reklam dediğimiz şey artık yalnızca ürün tanıtımı değildir. Reklam; aynı zamanda bir hayat tarzı önerisidir. Bir toplumun neyi önemli görmesi gerektiğine dair sessiz bir telkindir.

Bugün Batı ülkelerinde yayınlanan bazı reklamlarda çocuk, aile, birlikte yaşam ve nesil vurgusu öne çıkarılırken; Türkiye’de kimi zaman bunun yerine farklı semboller üzerinden yeni bir yaşam biçimi pazarlanıyor. Elbette hayvana merhamet insani bir değerdir. Bu millet zaten merhametiyle bilinir. Ancak insanı merkezin dışına iten, çocuğu ikinci plana düşüren bir dil kurulduğunda toplum doğal olarak rahatsız oluyor.

Çünkü insan haklarının özü önce insanı korumaktır. Çocuğun güvenliği, kadının huzuru, ailenin geleceği ve toplumun psikolojik sağlığı; modern dünyanın en temel meseleleri arasındadır.

Gökçe Bebek Neden Bu Kadar Sevildi?

Trabzonlu küçük Gökçe’nin görüntülerinin milyonlara ulaşmasının sebebi yalnızca “tatlı bir video” olması değildi. İnsanlar o görüntüde kaybettikleri sıcaklığı gördü.

Bir anne… Bir çocuk… Doğallık… Samimiyet… Güven…

Aslında toplumun özlediği şey tam olarak buydu.

Tam da bu yüzden insanlar bu görüntüye sahip çıktı. Çünkü modern hayatın gürültüsü içinde unutturulmaya çalışılan aile duygusu bir anda yeniden görünür hâle geldi.

İnsan Hakları Çocuğu Merkeze Koymadan Savunulamaz

Bugün insan hakları kavramı çoğu zaman yanlış tartışmaların içine çekiliyor. Oysa insan haklarının en temel başlığı yaşam hakkıdır. Çocuğun güven içinde büyüme hakkıdır. Kadının huzurlu bir aile ortamında yaşama hakkıdır. İnsan onurunun korunmasıdır.

Toplumun çocuk güvenliği konusunda yükselen hassasiyetini küçümsemek yerine anlamaya çalışmak gerekir. Çünkü hiçbir millet çocuklarından daha önemli bir meseleye sahip değildir.

Türkiye’nin bugün en büyük meselelerinden biri de nüfus meselesidir. Yaşlanan toplumlar ekonomik olarak da kültürel olarak da zayıflamaktadır. Güçlü aile olmadan güçlü toplum kurulamaz.

Bizim Medeniyetimiz İnsanı Merkeze Koyar

Bu toprakların mayasında merhamet vardır. İnsan sevgisi vardır. Çocuğu emanet gören bir medeniyet anlayışı vardır.

Biz hayvana eziyeti de reddederiz, insanın değersizleştirilmesini de reddederiz.

Fakat insanı geri plana iten, aileyi küçümseyen, çocuk kavramını sıradanlaştıran hiçbir kültürel yönlendirme bu milletin vicdanında karşılık bulmaz.

Çünkü bu millet bilir: Bir toplumun geleceği reklam kampanyalarıyla değil, yetiştirdiği çocuklarla şekillenir.

Ve bir milletin gerçek zenginliği; sıcacık bir anne tebessümüyle güven içinde büyüyen çocuklarıdır.

Son söz olarak şunu söyleyelim. O köpek ve mama lobisini küçümsemeyelim. Öyle bir operasyon yapıyorlar ki Almanya'da çocuklarıyla birlikte araba ve elektrikli süpürge reklamı yaparken Türkiye'de köpeklerle yapıyorlar ve köpek annesi gününü kutluyorlar. Bu açıkçası Türkiye'ye çekilmiş stratejik bir operasyondur..

Ülkemizin nüfus artış hızının düşmesi göz önüne alındığında tüm bu olanların tesadüf olmadığını söylemek istiyorum..

Bu manada İçişleri bakanımızın bu lobiler karşısında ancak halkın yanında yer alan kararlı duruşunu selamlıyorum.

0 OKUNMA
PAYLAŞ

YAZARIN ARŞİVİ (26 YAZI)

Yorum Yaz

İlk yorumu siz yapın