PEKİ NEREDE VARSINIZ?
Bu toplum, havale yöntemi ile kendisini yönettiriyor.
Oysa bir şekilde yönetime müdahil olmalı, sorumluluk almalı, elini taşın altına koymalı.
Güdülmek tabiri kullanılıyor; ama ben yönlendirilme, idâre edilme, çekip çevrilme, iradeyi başkalarına verme olarak nitelemeyi uygun görüyorum.
Sistemin hiç bir yerinde olmazsanız, görev, sorumluluk almazsanız, çekinir silik kalır; yönetmeyi ve yönetilmeyi başkalarına havale ederseniz; en iyi yaptığınız ve hiçte hakkınız olmayan şey; şikayet etme, sızlanmadır.
Sisteme, rejime müdahil olma yöntemleri vardır:
Birincisi: Seçme ve seçilme hakkını kullanmak.
İkincisi: okumak, yazmak, kalemle veya klavye ile uyarmak.
Üçüncüsü: Haklarımızı çok iyi bilmek.
Dördüncü: Cesur olmak.
Beşincisi: Derneklerle, birliklerle, vakıflarla ses duyurmak, kontrol yapmak.
Altıncısı: Halkı uyarmak, bilinçlendirmek, cesur olmalarını sağlamaktır.
Yedincisi: Bir dava sahibi olmak; hayata ve olaylara bu pencereden bakmak.
Sekizincisi: Güçlü örgütlenmeyi gerçekleştirmek.
Dokuzuncusu: Dava, ideal, hedef doğrultusunda; ibadet aşkıyla çalışmak, gayret göstermek, sorumluluk almak.
Onuncusu: kişisel meselelerde bocalamamak, kin, ihtiras yerine birlikte hareket etmek, dayanışmayı sağlayabilmek.
Toplumumuz genelde sorumluluk almaktan kaçıyor, hakkını yeterince kullanamıyor, bireysellik ve bireysel mücadele var ki; bu da başarı getirmiyor.
En kolay olarak yönetilmeyi, idâreyi bir kesime teslim etmeyi, övmeyi ya da eleştirmeyi, sızlanmayı kanıksamış durumdadır.
Ama bu durumda sağlıklı, çağı yakalamış bir tolum ve devletten bahsedemeyiz.


